18 Haziran 2009 Perşembe

minibüs

Cenifır o sabah kızını doktora götürecekti. ama önce halletmesi gereken bazı işleri vardı. Aşağı Beşiktaş'a gidip gelmesi gerekiyordu. işlerini halletti, eve dönmek üzere minibüse bindi.
Aleksandıra'nın ise o gün canı çok sıkılmıştı ve kendine izin vermişti. birazcık gezmek istiyordu. Bütün gün bi başına evde oturmaktan çok sıkılmış, etrafında hiç arkadaşı olmayışından bunalmış ve de televizyondaki dizilerden sıkılmıştı. nihayetinde 35 yaşında genç bi bağyandı. bi çılgınlık yapıp Aşağı Beşiktaş'a kadar gitti. sahilde yürüdü. dolaştı. martılara simit atmak istedi ancak kuşlar bile onu yalnız bırakıp gitmişlerdi. Kadıköy vapurunun arkasından hüzünle bakıp eve gitmeye karar verdi ve bi minibüse bindi.
Bense sabahın köründe kalkmıştım. annemle bi işi halletmemiz gerekiyordu ve de bunun için İstanbu'un bi diğer ucuna kadar gitmiştik. dönüşümüz minibüsle olacaktı. Cenıfır ve Aleksandıra'nın o minibüste olacağını nerden bilebilirdik ki?
Cağnım Metrobüsün Zincirlikuyu ayağından atladık minibüse. En arkadaki 4lünün 2 koltuğu boştu. çok güzel yorulmuş, haliyle bu boş koltuklara çok sevinmiştik. Cam kenarında başı kapalı bi hanım vardı. 7-8 yaşlarındaki çocuğunu yanındaki bayanla arasına oturtmuştu. İki bayan sürekli gülüyor, muhabbeti bilmeyenlere buram buram gerginlik yayıyordu. Başı kapalı olanın sesi çok feciydi. sanki birileri Ankara'ya Kızılırmak'tan su getiren dev borular gibi heybetli borudan sesleniyordu. Kulaklarım acıyor, hüzünle doluyordu. Tam garip sese alışırken gülme sesi beni benden aldı. Başı kapalı bayan adeta gülmüyor, "hığhığgııhğğ" diye anlamsız sesler çıkarıyordu. Napıyordu bu kadın allah aşkına? Başı kapalı kadının bu hallerine alışmışken, yanında oturan kadın sürekli birşeyler anlatıyor kadını güldürdükçe güldürüyordu. tabi karşı taraf böyle gülerken kendisi de durmuyor, adeta gürüldüyor kütürdüyor ve kahkahalarıyla minibüsün camlarını sarsıyordu. Bütün yolcularla aynı acıyı çekiyorduk. hissediyordum. Hepimizin hayatı gözlerimizin önünden geçmeye başlamıştı. Tam filme dalmışken dev kahkahalı kadın "bak sana ne anlatıcam şimdi kız" diyerek başı kapalı kadının kulağına eğiliyor, daha sonra kendilerini kahkaha dünyasına bırakıyorlardı. Sanki kahkaha bulutlarındalardı, bi buluttan diğerine atlıyor, rafting yapar gibi kendilerini çılgınlığa bırakıyorlardı. Tanrım bu kadınların amacı neydi?
Artık eve yaklaşmıştık. Kahkahalara bi nebze alışır olmuştuk. Bütün yolcular tek tek arkaya dönmüş bu çılgın insanlara bakmışlardı. Akşam haberlerine çıkmaları çok olasıydı bu kadınların. Sanki ilkokul öğrencileri gibilerdi. Kıkır kıkır gülüyorlardı. Sanki ateşin icadından beri arkadaştılar. gittikçe eve yaklaşıyorduk. İşte o an beni çok şaşırtan birşey oldu. şaşkınlıktan inanamaz oldum. gözlerim belerdi. kalbimin atışları hızlandı. yaşama amacımı sorguladım. nefes almayı unuttum. daha nice olay yaşadım o şaşkınlıkta.
Kadınlar birbirlerinin telefon numaralarını, adreslerini aldılar kıkır kıkır gülerek. tanıştıklarına çok memnun olduklarını söylediler. birbirlerini arayacaklarına söz verdiler. ne zaman bi dertleri olursa sıkılmadan çekinmeden arayabileceklerini belirttiler. mutlaka görüşmeleri gerektiğini söylediler.
işte Cenifır ile Aleksandıra böyle tanıştı. Bir minibüs nelere kadir idi...
Not: Minibüslere asılan afişlere bayıldım. "Yayalar duruşuma, şöförler sürüşüme hasta." ya da onun gibi bişi. katkısı olanları tebrik ediyoring.

2 şahıs gencim güzelim diyor:

AmeliePoulain dedi ki...

hahahaha=) bu minibüs muhabbeti acayip tanıdık geldi! aynı şey geçtiğimiz yıllarda yine beşiktaştan eminönüne seyreden bi halk otobüsünde benim başıma gelmişti...saçları kırlaşmış belli ki yalnızlık çeken bi amca gelip benim yanıma oturmuş ve birdenbire akp-asker ilişkisini sorgulamaya başlamıştı=))bende ergenekoncu tipi sezmişti sanırım:p çok yanarım şimdi amcaya salla başlık yaptığım için. nitekim öngörülü bi amcamızmış:p

byk dedi ki...

o da güzelmiş. ben bi noktadan sonra kadınların taklidini yapmaya başladım. tutamadım kendimi. onlar hıfshıfs diye güldükçe ben de "hığhhığhgs" diye gülme efekti yaptım. anlamadı aşaalık pislikler... duymadılar bile beni.

 
;