2 Haziran 2009 Salı

hello istanbül


4 buçuk ay sürecek olan yaz tatilim başladı bugün. istanbula nasıl geldim bilmiyorum. deli gibi yorgun ve de uykuluyum hala.
valiz hazırlamasıydı, çıkış almasıydı, hasar soruşturmasıydı, öğrenci işlerisiydi, müdürüydü falan derken 9 valizimle kendimi aştiye giderken buldum. taksiyle gittim. seçilanımın gelmesini bekliyordum. kimlik bırakıp alışveriş arabamsı şeyden aldım. yığdım valizler ama yarısı sığmadı tabi. seçilanım gelince 10 adım içeri yürüyüp otobüse vardım. dünyanın en iyi insanı olan seçil, valizlerin başında beklerken o gün bi değişiklik yapıp yemek yedim. otobüsün gelmesini bekledik. 9 bagajıma 9 bagaj fişi alıp kendimi otobüse attım. işte o dakika sanırım biraz rahatladım. yanımdaki boş koltuğa kıvrılıp 2 saat uyudum. 1 bölüm lost izledim. sonra pcnin şarjı bitti. yol bitmedi. deli gibin sıkıldım. evde yemek yemek, uyumak, yan gelip yatmak ve de tv izlemek için bildiğin can çekişiyordum. dünyanın bi diğer en iyi insanları olan, babam dedem kardeşim beni karşıladı. çingene gibi valizlerimi say say bitiremedik. eve vardım. veee olaylar böyle başladı:
saat 9buçukta sokağın alt köşesinde bi kavga. bi ayaklanmalar, olaylar. noluyor dedik, kadının biri bıçaklanmış, hırsız çantayı alıp kaçmış, mahallenin delikanlıları yakalayıp dövmüşler, polis gelmiş, tam hırsızı teslim ederken fıytt kaçmış denyo. aha dedim istanbula hoşgeldin burcu. sonra evde hırsız sapık hikayeleri bitmedi. bi akrabamızın evine sabahın 7sinde hırsız girmiş (çelik kapı zart zurt olmasına rağmen) evdeki bütüün herşeyi toplamış, çanta hazırlamış kapının kenarına koymuş, sonra evin kızının odasına girmiş tekrardan, oturmuş seyretmiş kızı. kız birden gözünü açıp karşısında görünce tabi çığlık bilmemne, hırsız kaçmış çantayı almadan. tabi dinledikten sonra tekrardan kendime hoşgeldin burcu dedim.
akşam 9da sokakta yürünmüyor lan. taksiyle kapıya kadar inceksin. tövbe tövbeeee. sinirlerim hopladı. hay dedim. kampüs ankara negzel. gecenin birbuçuğunda güvenparka yürüyorsun, servise biniyorsun falan. burda hava kararınca pislik oluyor her taraf. paranoyaklığım coşacak, hissediyorum.
Staja başlıcam 2 hafta sonra. hiç yapasım yok şimdilik. günlerce böyle uyuyayım, yan gelip yatayım, gezeyim tozayım istiyorum.
saçlarımı kestirebilirim. bi çılgınlık yapıp, omuzlarımın biraz daha altında kalacak hizaya kadar hem de. belime geliyor saçlar ve yine başım ağrıyor toplayınca. hadi bakalım hayırlısı.
valiz görmek istemiyorum ya! ev çapulcu dükkanına döndü. rüyamda işte hala valiz taşıyordum. artık evin önüne gelmişiz indiriyoruz kapıya, bi tane arabası olan denyoötesi eski bi tanıdığım arabasıyla durmuş, "burcu niye haber vermedin bana, taşırdık beraber" diyordu. ağzına çarpıyordum. tuttum kendimi.
havalar sıcak. havalar güzel. düne kadar hep uzun pamuklu pijama + eşofman üstü + yorgan + battaniye şeklinde yatan ben, dün şort tişört + pike şeklinde uyudum. ankarada resmen donuyormuşum lan.
eylül /ekim de kelebekler vadisine gidelim. yapalım bunu. litfen.

hala açılmamış valizler var, annem bi an önce çamaşır makinasına atmak istiyor. saygı duyuyorum ve de yan gelip yatıyorum.
ev lan! oh bebek!
Not: yazının başındaki fotoyu ikinci kez kullanıyorum, farkındayım. ama aynen böyle hissediyorum abi.

(bkz. http://brcygmr.blogspot.com/2008/12/ders-almay-elenceli-hale-getirmenn-fle.html )

0 şahıs gencim güzelim diyor:

 
;